Havva’nın istemesi mi, Adem’in koparması mı “suç aleti” yaptı elmayı? İnsanoğlu suç aletleri konusunda son derece yaratıcı olmayı doğuştan öğrenmiş olmalı. Kimi zaman taşı sopayı kullandı, kimi zaman yemedi içmedi okudu öğrendi, kimyayı kullandı. Bazen dışarıda bile aramadı suç aletini, nasılsa hazırda olanlar vardı. Erkekliği bir suç aleti olabilirdi pek ala, ya da bir kadının bakışları. Zira, boşuna çağlar boyu evlere kapatılmadı. Hukuk, kimini adamdan saydı suçların; kimini insaniyetin namından.
Evet, çok fazla suç aleti vardı insanın. Bir silahla sadece menzilinizdekini vurabilirdiniz, bir bomba sadece bir kenti hedef alabilirdi. Ama şayet daha akıllıysanız, yazabilirdiniz. Bir kalemle, bundan yüzyıllar sonrayı bile günaha düşürebilirdiniz.
İşte bu yüzden 2010 da olsa artık yıl, edebiyatın hala suç olabildiği bir memlekette; şiire, öyküye, dile suç’u karıştırmak istedik. Biraz suç’tan laflamak, suç’a bulaşmak dileği belki. Yine 6 öykü, 6 şiir ve 6 düz yazıyla (deneme, eleştiri, tanıtım vs), 6 “Suç” odaklı yazıyla, 2010’un ilk sayısında buradayız.
Emeği geçenlere teşekkürler, herkese keyifli okumalar diliyoruz. Suç’suz bir yıl temennisiyle…
*Fotoğraf Oktay BİNGÖL'e aittir.